Günün Hadisi :
Günün Sözü :

TR'li Siteler
Hoş Geldiniz!

Bugün : 2 Temmuz 2009 Perşembe

Anasayfa
Harun DOĞAN'ın Biyografisi

Dini Terimler ve Anlamları
Abdest
Gusül-Teyemmüm
Namaz
Oruç
Zekat-Fitre-Sadaka
Hac ve Umre
Tefsir
Hadis
Kelam
İslam Hukuku
İslâm Mezhepleri Tarihi
Dinler Tarihi
Tasavvuf
Ayet Tefsirleri
Kurban ve Adak
Esmâü'l-Husnâ

Felsefe Nedir?
Felsefi Düşüncenin Özellikleri
Felsefenin Disiplinleri

Psikoloji Nedir?
Klinik Psikoloji Çalışma Alanları
Anoraksiya Nervoza
Burnout Tükenmişlik Problemi
Blumiya Nervoza
Cinsel İşlev Problemleri
Cinsel Kimlik Problemleri
Depresyon 1
Depresyon 2
Enkoprezis
Enurezis
Fobiler
Nevrozlar
Otizm
Özürlüler ve Yaşam Algısı
Panik Atak
Paranoid Bozukluklar
Psikoloji Steleri
Psikolojik Tanıda Resmin Rolü
Stres ve Stresle Başa Çıkma Yolları
Şizofreni
Travma
Unutma ve Nedenleri
Uyku Bozuklukları
Üstün Zekalılar

Sosyoloji,tarifi ve sosyolojiyle ilgili konular

Tarih Nedir
Asr-ı Saadet Dönemi
Anadolu Medeniyetleri
Selçuklular
İlk Türk Devletleri
Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi
Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi
Osmanlı Devleti Duraklama Dönemi
Osmanlı Devleti Dağılma Dönemi
Osmanlılar'da Kültür ve Medeniyet

Edebiyat Tanımı,Türleri,Kavramları
Edebiyat Sözlüğü
Edebi Akımlar
Halk Edebiyatı
Halk Edebiyatı'ndan Bazı Şairler ve Şiirleri
Divan Sözcüğünün Tanımı
Divan Edebiyatı'ndan Bazı Şairler ve Şiirleri

Türkiye Coğrafyası

Bakanlıklar ve Diğer Devlet Kurumları
Yerli Üniversiteler
Yabancı Üniversiteler
Mesleki ve Bilimsel Örgütler
Yerli Basın Siteleri
Yabancı Basın Siteleri
Türkçe Alternatif Linkler
Bazı İslami Siteler
100 Faydalı Web Sitesi



Sanat Sayfası







Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla                Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve Din Gününün Mâliki olan Allah'adır. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil.
































O daima yaşayandır. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde O'na Dininde ihlâs (ve samîmiyet) erbâbı olarak "Hamd olsun kâinâtın Rabbi olan Allah'a" (diye) duâ edin...  
(Mü'min Sûresi/65)

***************

RECEP ve ŞABAN KOKULARINI RAMAZAN’DAN ALDILAR

Halkın tasavvurunda “Üç Aylar” diye şöhret bulmuş. Bu şekliyle bir delile dayanmasa da, özde sahih bir delilden yola çıkılarak şöhret bulmuş bir ifade. Üç aydan kasıt, ardı ardına gelen kamerî aylar olan Receb, Şaban ve Ramazan.

Rasûlullah’ın bu ayların ilki olan Receb girince “Allahümme barik lena fi recebe ve şa’bân, ve belliğna ramazan: Allah’ım Receb ve Şaban’ı bize bereketli kıl ve bizi Ramazan’a erdir” diye dua ettiği rivayeti sabit.

Ramazan’ı anladık, o sahip olduğu tüm bereket ve kudsiyeti içerisinde gerçekleşen bir olaydan dolayı aldı.

Neydi o olay?

Tabii ki, Allah’ın rahmetinin kelamî tecellisi olan vahyin inmeye başlaması. Vahiy, Kur’an’la sabitti ki Ramazan’da inmeye başlamıştı. Kadr Sûresi’nde, Kur’an’ın inmeye başladığı geceye bir de isim veriliyor: Kadir Gecesi (Leyletu’l-Kadr).

Bütün bunları yan yana birleştirince ortaya çıkan sonuç şu:
Kur’an, Ramazan ayı içerisinde yer alan Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlanmıştır. Kur’an’ın indirildiği gece, sırf bundan dolayı bin aydan, yani 83 yıllık bir ömürden daha hayırlı ve bereketli bir geceye dönüşmüştür.

Neden?

Çünkü, Kur’an indiği zamana böyle bir bereket katmıştır.

Peki, vahyin amacı zamana bereket katmak, onu binlerce kat daha değerli kılmak mıymış?

Ne münasebet! Elbette vahiy insan için inmiştir. İnsana bereket katmak, insanı yüceltmek, onu mübarek kılmak için.

Peki, o halde neden Kur’an vahyin zamana kattığı değeri ve bereketi ifade ediyor?

Bunu anlamayacak ne var? Kur’an, insana mesaj veriyor. Parmak ayı gösterirken, parmağa değil, aya bakarlar. Eğer sen de âyetlerin (parmağın) gösterdiği yere bakarsan, şunu görürsün:

Ey insan! İndiği geceyi bin aydan daha hayırlı yapan, yani bir ömre bedel bir gece kılan bu vahiy eğer senin yüreğine, zihnine, aklına, hayatına inerse neler yapmaz? Düşünsene bir! Sana ne hayır ve bereketler katacağını düşünsene bir! Hayatına inen Kur’an’ın hayatını nasıl bereketlendireceğini, değerlendireceğini düşünsene bir!

Evet, açıkça anlaşıldı ki, Ramazan tüm değerini vahyin kendisinde inmeye başlamasından almaktadır.

O halde Receb ve Şaban değerlerini neden almaktadır?

Elbette açık: Ramazan’a komşu olmalarından. Güzele komşu olan da güzelleşir. Gül ağacının dibindeki toprak gül kokar. Receb ve Şaban, gül ağacının dibinin toprağına benzerler. Rivayetlerin bütünüyle okunmasından şunu anlıyoruz: Receb’in başlangıcından itibaren Hz. Peygamber nafile oruç ve namazları artırıyordu. Ramazan’a 15 gün kala bu artırma zirveye çıkıyordu.

Tabii ki, Hz. Peygamber’in orucu, bedenin zapt u rabt altına alınıp ruhun daha fazla özgürleşmesini sağlama amacına yönelikti. Bu şekilde akıl, izan, tasavvur, muhayyile daha aktif ve almaya yatkın oluyordu. Çünkü oruç, beden atının sırtına akleden kalbi bindirmekti. Tersi mi? Tersi, akleden kalbin sırtına bedeni bindirmekti ki, bu süvariyi ata değil, atı süvariye bindirmek kadar ters bir işti.

Peki, akleden kalb beden atının süvarisi olursa ne olacaktı? Vahye, vahyin mesajına hazır olacaktı. Onu sözlerin sultanı olarak karşılayacak ve tahtına oturtacaktı. Yani kalbin tahtında vahiy oturacak, emirleri o verecekti. El ayak, dil dudak, göz kulak gibi beden ülkesinin taşrası da bu emirlere itaat edecek, uygulayacaktı. Böylece insanın Allah’a teslimiyeti tamamlanacaktı. İşte halkın “Üç Aylar” adını koyduğu günlerin sırrı buydu.
Mustafa İSLAMOĞLU


Tarih : 28 Haziran 2009 Pazar
Hit : 18901

Copyright © Harun Doğan

*İdare Girişi*